Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- En hassas zamanlarda en ihtilaflı en özel konuları gündeme taşımak, Cemaat’in en gizemli stratejisidir. Bu gizemli strateji, bir taşla kuş katliamı yapmayı amaç edinmiş büyük bir algı operasyonudur. “Öteki”leştirdiklerini suçlu ilan edebilmek, kendi günahlarının üzerine örtü çekmek, iktidar sahiplerine şekil vermek, toplumsal düşünüş ve algının sınırlarını ve yönünü belirlemek, göz diktikleri makamları elde etmek, küresel efendilere mesaj verip biat yenilemeyi amaç edinen profesyonel bir algı operasyonu.
Peki, profesyonel bir algı operasyonu olan bu gizemli strateji nasıl işliyor? Acaba Cemaat’in “Muta Nikahı”nı gündeme taşıyarak amaçladığı nedir?
Bu soruyu Fethullah Gülen ve Cemaat’in yıllardır kaşıdığı, istismar ettiği, kullandığı bir başka hassas konu üzerinden cevaplayalım.
Şii Müslümanların, bir kâfir ya da zalim karşısında can, mal ve namus tehlikesi olduğu zamanlarda “imanı muhafaza edebilmek” için “belli fıkhi şartlar” içerisinde kendini saklama fiili olarak gördükleri “Takiyye”ye; Hocaefendi, “münafıklığını (hatta din dışılığını yani küfrünü) saklamak için Müslüman görünme” manası yükleyip, yıllar yılıdır Şiiliğe, Şii Müslümanlara ve İslam İnkılabı’na saldırıyor. Bakın Hocaefendi neler söylemiş;
Takiyye yapan Müslüman değildir!
“Takiyye meselesine gelince takiyye meselesi Farslıların icat ettikleri Alevilik içinde bir prensiptir. Türk Aleviliğinde de bu yoktur. Sünni insanda yoktur takiyye meselesi... O Fars Aleviliğinde (ki Şiilik diyebiliriz) bir esastır. Bizim Türk Aleviliğinde de bilinmez o mesele. Hele Sünnilerde takiyye mevzubahis hiç değildir. Bana takiyye isnadı, nifak isnadı, küfür isnadı gibi bir şey gelir.”(1)
“Çok tekrar ettikleri bir konu var, takiyye yapma mevzuu. Takiyye Sünni geleneğinde yoktur. Din kitaplarımızda hiç yoktur. Takiyye, Şii anlayışında, İran Şiiliğinde mevcuttur. Çünkü bizdeki saf Alevi vatandaşlarımız takiyye bilmezler. Fakat Fars Şiiliğinde vardır.”(2)
“Takiyye yapan birisinin Muhammedî olmadığı gibi Ehl-i Beyt yolunda da olamaz.”(3)
"(İranlılar, Şiiler) Bir dönemde Bizans'tan yedikleri darbeyle o güçlü devlete karşı güçle ve kuvvetle karşı koyamadıklarından dolayı takiyye ile o gücü tersyüz etmeye çalışmış, çok ciddi bir takiyye sistemi geliştirmişlerdir. Ve sonra da o takiyyeyi dinlerinin içine bir rükün olarak sokmuşlardır.”(4)
“Müslümanlıkta takiyye olamaz.”(5)
“İran'dan sonra terminolojimize çok şey girdi. Bunları değerlendiriyorlar. Takiyye olarak bakıyorlar.”(6)
“(Ben) Dünden bugüne nasıl inanıyorsam hep öyle görünmeye çalıştım.”(7)
Uçsuz bucaksız konu deryasında Hocaefendi’nin “takiyye” konusunu seçip, diline dolaması bir tesadüf mü yoksa bilinçli bir tercihin sonucu mu? Soruyu doğru cevaplayabilmek için önce Hocaefendi’nin konuşma ve yazılarında dile getirdiği şu sözlere bir kulak verelim;
Ey Cemaat! Size “takiyye”yi emrediyorum!
“Böyle bu yerlerde birer tane ev açıp tıpkı bir örümcek sabrıyla ağımızı kurup, o ağın içine düşecek insanları beklemeye (koyulmalıyız).”(8)
“İcabında mahkemenin altını üstüne getireceksin, avucuna alacaksın… Bir milyar vereceksiniz on milyon tazminat davası alacaksınız. Yani amaç mahkûm ettirmektir. Avukatta kiralayacaksınız, hâkim de kiralayacaksınız…”(9)
“(Bu mesele) Mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerlere gitme, ta ilerilere gitme, böyle can damarlarının içinde dolaşma ve sonra eğer dönülüp gelinecekse yara almadan, hissedilmeden dönüp geriye gelme meselesidir.”(10)
“Tam özünüzü bulacağınız kıvama ereceğiniz ana kadar, dünyayı sırtınıza alıp taşıyabileceğiniz ana kadar, o kuvveti temsil edeceğiniz şeyler elinizde olacak ana kadar, Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır.”(11)
“Bu açıdan Adliyede, Mülkiyede veya başka hayati müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti, öyle ferdi mecburiyetler şeklinde ele alınıp öyle değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. İstikbale yürümek için sistemin püf noktalarını keşfedin. Hala bu sistem devam ediyor. Bu sistem içinde arkadaşlarımız istikbale yürüyeceklerdir. Öyleyse o sistemin püf noktalarını bilmeleri lazım, keşfetmeleri lazım. Asmaları lazım. Bu da meselenin diğer bir yanıdır.”(12)
“Sivrilmeden, mevcudiyetinizi hissettirmeden çok ilerlere gitme. Mutlaka riayet edilmesi lazım…”(13)
Ve son olarak, 1990 öncesi ve sonrası söylenen iki ayrı sözü birlikte okuyalım: “Bu güne kadar dünyanın dört bir yanında bütün vahşet tablolarının arkasında misyoner teşkilatı vardır, çıyan yuvası Vatikan vardır!”(14)
Pek muhterem Papa cenapları, tarafınızdan başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik!”(15)
Bu paradoks niçin?
Hocaefendi, kendi ve yapısının büyük günahlarını saklamak, üzerini örtmek için şöyle bir strateji izliyor: “Yaptığı kötülük ve günahları başkalarının (ki, bu her zaman Şiiler ve İslam İnkılabı olur) üzerine atar. Onları suçlar. Töhmet altında bırakır. Dikkatleri o yana çeker. Kendini perdeler. Efendilerine mesaj verir. Şii Müslümanları ve İslam İnkılabı’nı karalar. İktidarlara şekil vermeye çalışır. Kamuoyunu yanıltır. İyilik meleği rolüne soyunur. Cemaat’in işledikleri günahın farkına varmamaları için gözlerini boyar, basiretlerini bağlar.”
İslam tarihinde Hocaefendi kadar (kendi anlamlandırdığı şekli itibariyle) “takiyye”yi kurumsallaştırmış, içselleştirmiş, meleke haline getirmiş ikinci bir örnek bulmak neredeyse imkânsızdır. Hocaefendi, Takiyyeyi tanımlarken bile takiyye yapıyor. Hocaefendi ve Cemaat’i (kendi) takiyyelerini kurumsallaştırmakla kalmamış aynı zamanda bu ölümcül virüsü Mançurya’dan Latin Amerika’ya kadar yeryüzünün her yanına yaymışlardır.
Ancak Hocaefendi’nin, kendilerine ait tüm kötülük ve günahları perdelemek için metodu hazırdır: Şii Müslümanları ve İslam İnkılabı’nı karalamak! Türkiye toplumunun hiç gündeminde olmasa da en ihtilaflı alanları kaşıyarak, kendini maskelemek!
Peki, neden “Muta” konusu?
Kanaatimce Cemaat’in gizemli stratejisini genel hatları ile izah ettikten sonra, esasında Cemaat’in niçin “Muta” konusunu gündeme taşıdığı zihinlerde çözülmüş olmalıdır.
Ancak yine de Cemaat’e maskeleri yırtacak bir hakikat sorusu yönelterek bitirelim: “Şii Müslümanlar söz konusu olduğunda; ‘takiyye yapan Müslüman olamaz’ diyen Hocaefendi, kendi yapısına defalarca; ‘size takiyyeyi emrediyorum’ diyor. Bu minvalden Şii Müslümanları hedef alarak “Muta Nikâhı” için; “kapalı zina, fuhuş, ahlaksızlık”(16) diyen Fethullah Gülen’in aynı konuda ki “Cemaat içi” emir ve söylemi nedir? Neyi perdeliyor? Neyi saklıyor?!.
(1) http://www.fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/2600-Fethullah-Gulen-Takiyye?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(2) http://www.fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/2600-Fethullah-Gulen-Takiyye?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(3) http://www.fgulen.com/tr/abd-sohbetleri/herkul-nagme-ve-bamteli-aciklamalari/34456-takiyye-yapan-hakiki-mumin-olamaz-ve-ahirette-kurtulamaz?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(4) http://www.fgulen.com/tr/abd-sohbetleri/herkul-nagme-ve-bamteli-aciklamalari/34456-takiyye-yapan-hakiki-mumin-olamaz-ve-ahirette-kurtulamaz?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(5) http://www.fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/2600-Fethullah-Gulen-Takiyye?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(6) http://www.fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/2600-Fethullah-Gulen-Takiyye?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(7) http://www.fgulen.com/tr/fethullah-gulen-kimdir/fethullah-gulenin-gorusleri/2600-Fethullah-Gulen-Takiyye?highlight=WyJ0YWtpeXllIl0=
(8) http://vimeo.com/8554643
(9) http://vimeo.com/8555746
(10-11) http://vimeo.com/8551709
(12) Ergün POYRAZ; Kanla Abdest Alanlar, Togan Yayınları, Syf.358
(13) Ergün POYRAZ; age, Syf.359
(14) http://vimeo.com/8555746
(15) http://arsiv.zaman.com.tr/1998/02/10/guncel/politika/1.html
(16) http://tr.fgulen.com/content/view/21710/177/
Kemal Şükrü SEVİNDİK / rasthaber
9 Mart 2014 - 20:30
News ID: 512609
Bismihi Teâlâ Türkiye toplumunun hiç gündeminde olmamasına rağmen Cemaat, geçtiğimiz günlerde kendi yayın organlarından Yeni Ümit Dergisi’nin organizasyonu ile “Ailenin Korunması ve Muta Fitnesi” konulu bir sempozyum düzenledi. Düğün değil bayram değilken Cemaat’in bu konuya ilgi ve alakası nedendir, merak etmemek mümkün değil.